3 Aralık 2017 Pazar

İnsan, Hissettikleriyle İnsandır





Din ve duygu kavramlarını bir arada kullanmak mümkün müdür? Şayet mümkünse aralarındaki münasebet neye tekabül etmektedir?


Din, insandaki manevi değerler bütünüdür. Duygu ise duyularla algılama, duyumsama anlamlarına gelmektedir. Din duygusu bu algılamanın din üzerinde nasıl gerçekleştiğini gösteren en güzel ifadedir. Dini hissetmek, hissettiğini yaşamak, yaşadığını algılamak… Ana karnındaki serüvenini tamamlamış bir insanın girmiş olduğu bir döngüdür bu.


Din duygusu, insanda doğuştan vâr olan bir duygudur. Fıtrîdir. Mevcûd olan bu duygu hakiki manasına ulaşsın diye de Allah (c.c) kullarına akıl gibi bir nimet lutfetmiştir. Aklın bilinebilmesini kalp ve uzuvlardan sadır olan davranışlara bağlayan Haris El-Muhasibi, bu davranışların yokluğuyla da kimsenin akıllı olarak nitelenemeyeceğini ifade etmektedir. Bu bağlamda söz konusu olan “akıl” bildiğimizden farklı bir mana içermektedir. İçerisinde kalbi de barındıran bir hazinedir. Aklın kalp ile hemhâl olması neticesinde insandaki din duygusu hakiki manasına yaklaşmış olmaktadır. Akıl yerini kalbe bırakır ve kalp, din duygusunun temelindeki öğretileri bilmek, anlamak ve uygulamak adına eyleme geçmektedir. Kur’an da akıl ve kalbi birbirinin yerine kullanarak bu ikisinin birbirini tamamladığını göstermektedir.


İnsan aklî ve kalbî müşahedenin sonucunda Allah’ı ve O’nun vahyini idrak etmektedir. Ve yine bu idrakin neticesinde dünyasını şekillendirmeye başlamaktadır. Bu noktada din, duygu ve akıl birbirinden ayrılmaması gereken üç önemli nimettir. Eğer ki kul, imtihana muhatap olduğunun önemini kavrar ve bu yönde bir ilerleme kaydederse bu üç nimeti kendinde bulmuş demektir. Bu kazanımı hem dünyada hem de ahret yurdunda ona kurtuluş kapılarını aralayacak mahiyettedir.


Dünyaya hem eşref-i mahlukat hem de esfele safilîn olma potansiyeliyle gelen insan, kendisine verilmiş olan din, duygu ve akıl nimetlerinin hakkını verdiği vakit yaratılmışların en şereflisi grubunda yer alacaktır. Şayet aklını kalp merhalesine çıkaramaz ve diğer iki kavramı hissederek yaşamazsa esfele safilîn dahilinde olacaktır.


Velhâsıl,


İnsan, hissettikleriyle insandır.



























4 yorum:

  1. Bazen bazı yazıları okumaya bazı şeyleri duymaya ihtiyacımız vardır.İhtiyacım vardı böyle bir yazı okumaya, teşekkür ederim...İnşallah aklıyla kalbini din üzere birleştirenlerden oluruz. Kaleminize sağlık :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esas ben teşekkür ederim Sevgili Büşra :) Mutlu ettin beni, vâr ol ♡
      Duana da çok amin.

      Sil
  2. Maalesef insanlık olarak kendimizi kaybediyor, esfele sefiline doğru sürükleniyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef.
      Bir uyanış gerek sürüklenmeyi durdurabilmek için. Ve çokça dua.
      Teşekkür ediyorum, güzel yorumunuz için.

      Sil