28 Şubat 2019 Perşembe

BİTTİ Mİ? / MEYDAN OKUMA #28

28. Bugün meydan okumanın son günü, neler oldu, koca bir ay nasıl geçti, meydan okuma nasıldı merak ettim..



 Yazmak...
 Bu kelime üzerine birçok süslü kelime, özlü söz ya da şiirler söylenebilir. Ama benim için bu kelime, meydan okumayla birlikte çok daha farklı bir boyuta taşındı, çok güzel bir anlam ifade etmeye başladı. Zira yazmak, bana çok güzel insanlar kazandırdı. Yeni kalpler keşfettim. 

 Bilmediğim şeyler öğrendim. Sevdiğim, gitmek istediğim şehirleri gezdim. Yapmak istediğim yeni şeyler ekledim listeme, yeni kitaplar okunacak...

 Velhasıl yazmak çok şey kattı bana bu ay. Çok kıymetli şeyler. 

 Herkesin birbirini çok sevdiği, görüş ve düşüncelerini saygı, sevgi çerçevesinde okuyup yorumladığı bir etkinlik oldu. Umuyorum bu muhabbet bozulmaz, ziyaretlerimiz daim olur. Ve sevmelerimiz.

 Bu güzellikleri bize kazandıran, etkinliğe vesile olan Ezgi'ye çokça teşekkür ederim. 
Güzel Ezgi, kalbindeki neşeni bizlere de bulaştırdın. Var olasın :)





27 Şubat 2019 Çarşamba

GÜNE NASIL BAŞLARSIN? / MEYDAN OKUMA #27

27. Bazı günler enerjin düşük uyanırsın ya da bir şey olur modun düşer. Ne yaparsın da toplarsın ? Var mı sihirli bir kaç önerin ?

 İnanamıyorum! Gerçekten bitti şubat. 
Ve sondan bir önceki yazımızı yazıyoruz. Bugün de modumuza kulak verdiğimiz bir yazı yazıyoruz.



 Benim enerjim düşük uyandığım günler nadirdir. Genelde derse geç kaldığım zamanlar tüm enerjimi uyku emmiş gibi hissederim. Nefret ederim uykudan. Çok kızıyorum kendime hatta. Nasıl bu kadar ağır bir uykum olabilir diye. Üzerine yoğunlaşmam gereken bir konu sanırım bu uyku meselesi. Ama gün içinde tabi ki toparlarım kendimi. Hemencecik! Yoksa o modla ders falan dinlenemez, diğmi ama?

Neyse,
 Onun dışında gün içinde enerjimi düşüren insanlarla da çok sık karşılaşıyorum ne yazık ki. Ama enerji depoladığım insanlar çoğunlukta şükür ki. Bana iyi gelen bir insanın bir mesajı bile yetiyor mesela. İçim çiçek açar. 

 Yan yana olamasak da varlığını, sevgisini ve muhabbetini hissettiğim insanları düşünmek de iyi gelir. İyi ki varlar, ne diyeyim :)

 Ve tabi ki şiir...
Beni gerçekten iyileştiren nadir şeylerden biridir. Özellikle Şükrü Erbaş. Onun şiirlerini çok seviyorum. Okumayı, dinlemeyi...
Buraya da en sevdiğimi ve her zaman zikrettiğimi bırakıyorum;


Keyifle dinleyiniz efenim, modunuz, enerjiniz daima yüksek olsun :)

26 Şubat 2019 Salı

İHTİYAÇLAR / MEYDAN OKUMA #26

26. Maddi ya da manevi neye ihtiyacın var ? 




  Yazıma başlamadan önce günlük mahalle gezintimi yaptım blogda. Bu günün yazısını yazanlar azınlıkta ama okuduğum kadarıyla da çoğumuz maddiyatı yalnızca ihtiyacımız olan kadar istiyoruz. Bu çok güzel bir şey. Çok kıymetli bir değer. Maddeye ihtiyaca binaen başvurmak... 

Ben öyle düşünüyorum ki;
  Maddeye-maddiyata ne kadar az (ya da gereği kadar önem verirsek)başvurursak, maneviyatımız ters orantıda artacak, ve manevi açlığımız doyum noktasına ulaşacaktır.

 Bizi manevi ihtiyaca sürükleyenin, maddiyata verilen önem olduğunu düşünüyorum. Genelleme yapmak istemiyorum. Yanlış olur çünkü , biliyorum. Ama baktığımda parası çok olan birinin sevgiden yoksun olduğunu görebiliyorum çoğu zaman. Ya da paranın onu mutlu etmediğini. Ailesi ile arasındaki bağın zayıf olduğunu, onlara kıymet vermediğini...

 Dediğim gibi, altını tekrar çiziyorum; bu bir genelleme değil. Tersi de olabilir, vardır da hatta. Belki de bunun temelinde maddiyata verilen önem değil de insan vardır. İnsan sağlam bir akideye (inanca) sahipse eğer bu zenginliği en güzel şekilde değerlendirebilir pek tabii. Değilse de içinde kaybolup gider.

 Fakir birini düşündüğümüzde de böyledir bu. Çok mutsuzdur, ulaşamadığı ya da sahip olamadığı şeyler için üzgündür. Bunun için birilerine kızgın ve öfkeli. Hatta nefret dolu...

 Demek ki her iki değerin içini dolduracak, ona anlam kazandıracak olan en önemli unsur insanmış. İnsan ve onun inancı...

 Allah kimseyi boş yere zengin ya da fakir eylememiştir. Bunun bir imtihan olduğunu unutmamamız gerek. Bu bilinç ve inançla içinde bulunduğumuz durumdan en güzeline çıkabilmek için sabır ve dua ile Allah'a güvenmeli, yalnızca O'ndan istemeliyiz. Her şeyin en güzelini, en hayırlısını, razı olunanını...

 Rabbim kimsecikleri zor durumda bırakmasın. İmtihanlarımızı kolay eylesin. 


 Buyuruyor ya ayette (BAKARA SURESİ 286. AYET); 

"Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. "

Ve devamında bir dua;

"Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri üzerimize yükleme! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!"
(Amin)

Ben nasıl oldu da buralara daldım, bilemedim. 

Ben yalnızca şunu söylemek istiyorum, ihtiyaçlarım için;

Rabbim! Maddi ve manevi ihtiyaçlarıma hakkıyla karşılık verecek olan yalnızca Sensin. Benim her ikisine de olan ihtiyaç ve arzularımı hayırlısıyla vakti geldiğinde bana nasip et. (Amin) 








Sevgiler, Ayşenur.

25 Şubat 2019 Pazartesi

Her Şeyi Severim / Meydan Okuma #25

Merhabaa!
Şubat meydan okumayla ne de çabuk ve eğlenceli geçti :) Kaldı 3 gün, biteceği için biraz buruk hissediyorum, her gün yazabildiğim için de mutlu... 



25. Alfabe oyunu gibi düşün. A-Z ye sevdiğim şeyler listesi. A denince aklına ilk ne geldi mesela ? Böyle tüm alfabeyi hazırla bakalım.

Çok eğlenceli bir yazı hazırlıyoruz bugün. Haydi başlayalım;

A- Ailem
B- Bisiklet
C- Canon Ae1
Ç- Çilek
D- Deniz (yüzme bilmesem bile). Defter. Daktilo. Dikiş Makinesi.
E- Elma.
F- Fotoğraf çekmek. 
G- Güneş. Güneşli günler sevilmez mi.
H- Hamsi.
I- Ihlamur. En çok da kokusu!
İ- İncir. 
J- Japonya. Gezmeyi çok istiyorum. 
K- Kekik. Kedi. Kuş
L- Lavanta.
M- Mektup.
N- Ney. Birkaç parçayı yarım yamalak üfleyebilmek bile mutlu ediyor.
O- Orman.
Ö- Örgü.
P- Plak. Papatya
R- Reçel. Evde her türlüsü yapılır. 
S- Seramik. Çok istiyorum, inşaAllah bir gün nasip olur da bu güzel sanatla tanışabilirim.
Ş- Şiir. 
T- Tezhip.
U- Uçurtma. Hem seyretmeyi hem de ipleri elimde hissetmeyi...
Ü- Üretmek
V- Vosvos.
Y- Yoğurt.
Z- Zencefil. Ballı limonlu hemde.

Çok eğlendim yahu! Severek hemencecik yazdığım bir yazı oldu :)
Sizin listelerinizi de muhakkak ziyaret edeceğim inşaAllah, merak ediyorum :)

24 Şubat 2019 Pazar

Şehrime Gel Sevgili Dost / Meydan Okuma #24

24. Farklı şehirlerdeyiz ya da aynı yerde bile olsak herkesin önerisi kendine özel olur eminim. Bulunduğun şehir ile ilgili öneri listesi şahane olur bence. Bir günüm var neler yapabilirim orada ? Nerede leziz bir şeyler yiyebilirim bir düşün bakalım ?

 Yaşasın! Ben bu maddeyi çok sevdim. Çünkü gezmek istediğim şehirler hakkında büssürü güzel öneri ve tavsiyeler okuyacağım, not alacağım. Nasipse de oralara gittiğim vakit sizleri hatırlayacağım :)

 Henüz doğup büyüdüğüm şehirden adam akıllı kafamı çıkarabilmiş değilim. Bir defa İstanbul'a, birçok defa Ankara'ya (halamlara), iki kez de Kastamonu'ya gittim. İşte bundan ibaret bir kafa çıkarma söz konusu.

 Bloglarda yazı okurken, instagramda dolaşırken sevdiğim, hoşuma giden mekanları hemen bir kenara not tutuyorum. Olur da bir gün çalışmak nasip olursa, her boşlukta kaçıp kaçıp gideceğim. Böyle ucu bucağı olmayan hayaller kurarım ben, bakmayın siz :) Ama belli mi olur, nasipte varsa elbet giderim :) İnşaAllah hayırlısıyla olsun, güzel olsun, temiz olsun...

 Gelelim başımı çıkarmadığım şehrime. Karabük. Batı Karadeniz bölgesinde yer alır :)

 Çoğu insanın haritadaki yerini bilmediği bir şehir :) Üniversite açıldıktan sonra hayat kazandı buralar. Yeni gelen öğrencilerden duyduğumuz şeylerden birkaçı şöyledir hatta;
"Deniz var sanıyordum."
"Daha önce adını bile duymadım." vs.

 Başta abartılı şeyler gibi gelebilir ama gerçek bunlar :) Ve bizim için de bir miktar üzücü. Ama neyse ki bizi kurtaran bir Safranbolu'muz var. Dillere destan bir güzelliği var. Her gittiğimde hayranlıkla seyre daldığım. Osmanlı'nın izlerini görebilmenin mutluluğunu yaşadığım...




SAFRANBOLU;
 Yurtlandırma, yerleşme tarihinin eski çağlara dayandığı söylenmekte ve bugünkü şeklini de Osmanlı döneminde kazanmıştır. Adı konusunda tartışmalar mevcuttur. İbn Batuta burayı Borlu adıyla zikretmiştir. Osmanlı döneminde de Borlu veya Taraklıborlu olarak isimlendirilmiştir. Za'feranborlu ismi ise, 16.yy sonları ve 17.yy başlarında ortaya çıkmıştır. İsmini aldığı Zaferan/Safran çiçeği  de burada bolca yetiştirilmektedir.
Tasavvuf'a kapı açmış bir yer olarak bilinir. Zamanında birçok tekke ve zaviyenin kurulduğu bir kasabadır. 

 Sizleri sıkmadan kısaca tarihinden bahsetmek istedim, şimdi gelelim gezilecek görülecek yerlerine;

1)Eski Çarşı;
Başlı başına tarihi bir mekan. Safranbolu'nun temelini oluşturan yer de diyebiliriz aslında.
-Hükümet Konağı: Tarihi müze. İçerisinde Osmanlı dönemini yansıtan temsiller mevcut.
-Tarihi Cinci Hanı: Osmanlı döneminde Cinci Hoca tarafından yaptırılan bir han/ hamam. 
-Hıdırlık Tepesi:Ben en çok burayı seviyorum. Manzarası harika. Oturup çay, kahve içip saatlerce muhabbet edebileceğiniz bir yer.



"Safranlı Çay" bal eşliğinde.



-Kent Tarihi Müzesi/Saat Kulesi: Müze. Manzarası çok güzel olan bir diğer mekan.
Onun dışında çarşıda birçok hediyelik eşya ve lokum satan dükkanlar mevcut. Kahve, çay içebileceğiniz, yemek yahut atıştırmalık bir şeyler (gözleme ayran tarzı) yiyebileceğiniz mekanlar da var. 




Güzelim Safranbolu sokakları.


Aradığınız her şeyi bulabileceğiniz bir yer Eski Çarşı. Gezmek, görmek, keşfetmek, yeni tatlar, farklı yapılar görmek adına... 
Eski çarşıya inmeden evvel bir de "Adalar Cafe" var. Çok küçük ancak yine manzarasından dolayı çokça sevilen bir mekan. 

2)Tokatlı Kanyonu;
Burası Safranbolu'nun merkezinden bir miktar uzak ama çok güzel, manzaralı ve bol yürüyüşlü de bir yer. Burada bir cam teras var, benim pek de dikkatimi çekmeyen... Aşağı doğru inildikçe doğayla iç içe oluyorsunuz. En sevdiğim! Bir dere var, mis gibi suyun şırıltısını dinleyerek salıncaklarda sallanabilir ya da mini bir piknik yapabilirsiniz :)





 Zikredemediğim çok mekan var maalesef. Ben gidip gördüğüm ve sevdiklerimi paylaştım biraz da sizinle. Bilin ki çok daha fazlası var :)

Canım okur,
 Olur da yolun düşerse buralara, sana severek eşlik edecek biri var buralarda :) 
Bize iyi gelen, ruha şifa olan yeni yerler görmek ve gezmek nasip olsun inşaAllah her birimize :) 

Sevgiler, Ayşenur.


23 Şubat 2019 Cumartesi

Neler Yapıyorum / Meydan Okuma #23

Merhaba canım okur,

23. Neler Yapıyorum yazısı hazırlıyoruz.

Bugün çok sevdiğim bir yazı hazırlıyoruz. Ezgi'nin çok severek takip ettiğim bir serisidir bu "Neler Yapıyorum" listesi. Şimdi sıra bizde :) 

Seviyorum / Loving : Çokça bahsini ettiğim bahçemizi çok seviyorum. Orada ailemle vakit geçirmeyi çok çok seviyorum. Toprağa dokunmayı, onun bize sunduğu zenginlikleri toplamayı, hep beraber oturup yemeyi seviyorum.
Biz gittiğimizde ziyaretimize gelen kedimizi ve köpeğimizi seviyorum. Orada sürekli kalamadığımız için sahiplenemiyoruz ancak her gittiğimizde gelmeleri de sahibiymişiz hissi veriyor. İşte bu hissi seviyorum. 
Baharın habercisi kuşları seviyorum, ötüşmelerini... 
Yumurtladığını haber veren pamuk kızlarımızı seviyorum. 
Beni mutlu ve huzurlu kılan her şeyi çok seviyorum. 







Yiyorum / Eating : Şu sıralar pilav ve makarna üzerine yoğunlaşmış durumdayım. İkisinin de her türlüsünü severek yiyorum. 


                Kardeşciğimin ellerinden ♡

İçiyorum / Drinking : Yeşilçay ve ıhlamur içiyorum son zamanlarda.

Hissediyorum / Feeling : Güzel günler yakın, hissediyorum :) İnşaAllah. Bahar kapıda ya ondan olsa gerek, içim kıpır kıpır heyecanla bekliyorum :)


Yapıyorum / Making : İşte bu en sevdiğim madde! Yapmaları çok seviyorum. Üretmek gibisi yok :)
Bu ay örgü üzerine yoğunlaştım. Baya bi ördüm, boşluktan olsa gerek :)



Broş örmeyi çok seviyorum. Minik minik çok tatlı oluyorlar. Bu da instagramda sevgili @yesiltosba 'nın tarifi. Keyifle ördüğüm bir tarif ♡


Bu eteği de ördüğüm kızçeler için diktim, kara dikiş makinemde. Üzerine de şişle bir şeyler örüp tamamlayacağım :)


Son zamanların trendi, file çanta. Annem için ördüm ♡


Tavşan kızım kulaksız poz verdi, şimdilik :) Tamamlanınca kulaklı bir poz da bırakırız diye düşünüyorum.  


Bir diğer yarım işim de bu Japon kızçe. Göz ağız bir de arkasına broş iğnesi, hazır!


Ve son olarak bir mektup hazırlıyorum, güzel bir insan için ♡

Düşünüyorum / Thinking : Yeni bir proje üzerine düşünüyorum. Dikiş üzerine. Şöyle bir şeyler mesela;





Hayalini kuruyorum / Dreaming : Çook uzun zamandır hayalini kurduğum iki şey var. Biri Analog bir fotoğraf makinesi; Canon Ae1
Diğeri bir daktilo. 



Demiştim hatta bir aralar instagramda. Hâlâ bekliyorum ♡

Okuyorum / Reading : Şubat ayının 3. kitabı. Umarım şubat bitmeden kitap biter :)





Dinliyorum / Listening : Hüsnü Arkan- Kırık Hava

İzliyorum / Watching :  Yaklaşan bi Kpss sınavım var. Buna binaen kpss ders videoları izliyorum bu aralar :)
Arada kaçamak yapıp bir iki film de izliyorum. Animasyon olarak "Tepedeki Ev"i izledim en son. 










22 Şubat 2019 Cuma

Püf Nokta / Meydan Okuma #22

22. İnanıyorum bu yazı faydalı olacak, bildiğin şeyler hakkında ipucu verebilirsin. Ne bileyim mutfak ipuçları ya da fotoğraf ile ilgili ya da şu an hiç aklıma gelmeyen bir şeyle ilgili.. İpuçları hayati önem taşırlar, içlerinde deneyim barındırırlar..

Hımm, düşündüm de bir bir konu hakkında ipucu verebilecek kadar iyi değilim sanırım... Ama yine de belki bildiğiniz belki de daha önce hiç duymadığınız birkaç ipucu paylaşacağım sizlerle. Başkalarından öğrendiğim, denediğim ve faydasını gördüğüm...







1.İpucu: Kaktüs ve Sukulent Bakımı/Çoğaltımı
-Kaktüs ve sukulentler için seçtiğimiz saksının altı muhakkak delik olmalı.
-Çok su sevmezler. 
-Pamukçuk olduklarında sirke ile siliyorum. Geçiyor.(Babaannişimden öğrendim bunu :))
-Kaktüs ve sukulentlerimi çoğaltırken genelde kaktüslerin yavrularını dikerek, sukulentlerimi de kırılan yaprakları toprak üzerine koyarak çoğaltıyorum. Ana kökten çıkan yavrucaklara pek dokunmuyorum.

2.İpucu: Pofidik Pankek
-Pofidik bi pankek istiyorsanız, yumurta oda sıcaklığında olsun. 
-Şeker ve yumurtayı iyice köpürene kadar çırpın.






3.İpucu: OnYüzBinMilyon Baloncuklu Türk Kahvesi
-Kahve ve suyu cezveye koyduktan sonra hiç karıştırma. Mütüş oluyor köpüğü :)



21 Şubat 2019 Perşembe

Eleştirilenler / Meydan Okuma #21


21. Herhangi bir konuda eleştiri hazırlayabilirsin, telefon uygulaması, kitap, müzik ya da restoran ne istersen sana kalmış.


Vay be! 21. gündeyiz. Ne çabuk geçiyor zaman. Yetişemez olduk hızına. Bugünün konusu eleştiri. Bakalım ben neleri eleştireceğim bu yazıda :) 
Haydi görelim;



1) Türkçe Dublaj Film/ Dizi/ Animasyon/ Belgesel:

Altyazı okuyamayan, hızından dolayı takip edemeyen, hem yazıyı okuyup hem de görüntüyü aynı anda izleyemeyenler için çok güzel bir alternatif lakin ben sevmiyorum arkadaş. Hiç sevmiyorum. O sesler karakterlere cuk oturmuyor ya gıcık oluyorum. Nadirdir böyle cuk oturduğu ama yine de çok yapmacık oluyor. Dublaj yapılmasın diyemem elbette ama bence altyazı alternatifi de sunulsun her zaman. 





2)Kitap Kapakları:

Hani bazı kitaplar vardır, kapağına aşık olursun ama içi bomboştur. Ve bazıları vardır kapağında iş yok ama içi anlam yüklü, dopdolu...
İşte böyle kitapların kapak tasarımlarının hakkının verilmesi gerekiyor. Tasarım işi çok güzel, ufku açık, hayal gücü sınırsız  ve orjinal olan, özgün insanların yapabileceği bir iş bana göre. Herkes bu sektörün hakkını veremez, veremiyor da ne yazık ki. Velhasıl, güzelim kitapların heba edilmediği tasarımların yapılması gerekiyor.



3)Restoran ve Kafelerde çalan Müzik:

Müzik dinlemeyi severim lakin bu mekanların müziği yüksek seste çalmaları hiç hoş değil. İzin verin de biraz arkadaşımın konuştuklarını duyayım, değil mi ama?
İstisnalar elbette var ama bu müzik olayını abartanlar çoğunlukta. Bu yüzden pek sevmiyorum kafe ve restoran ortamlarını. Girdiğim gibi çıkamıyorum. Sersemlemiş, yorgun, mutsuz. Bana gerçekten iyi gelmiyor. 


20 Şubat 2019 Çarşamba

Oh Hava Mis! / Meydan Okuma #20

20. Bugün hava nasıl ? Havaya göre bir liste hazıla mesela. ( film, kitap, kıyafet, yemek artık aklına ne gelirse ) 


 Bugün mis gibiydi hava. Güneş sımsıcak ısıtıyor, rüzgar yüzünü okşuyor insanın. 
Sabahtan okula gittim, uykumdan güç bela uyanarak. Öğleden sonraki derslere girmeyip, bahçeye kaçtım :) Kardeşimle tavukların kümesini mis gibi yaptıktan sonra salıncağa oturup boncukumu sevdim.


 Boncuk bahçemize sık sık uğrayan kedimiz :) Ara sıra yüzü gözü ayakları yara içinde geliyor, biraz kavgacı pis posuruk :) Yine de pamuk gibi, güzel gözlü canım kedi ♡ 

 Bahçeye gittiğim vakit şehrin üzerime yüklediği tüm yükleri orada bırakıyorum. O kadar iyi geliyor ki bana oralar. Dağ, bayır, bostan... Baktığında binalar değil ekinli tarlalar görüyorsun. Mis ♡ 

Bugün sevdiklerim listesi hazırladım size de;
Bir Şarkı:Kutlama ♡
Bir Film: Yepyeni Bir Hayat
Bir Kitap: Ahmed Arif- Hasretinden Prangalar Eskittim


Güneşli, mis gibi havalar hepimizin olsun ♡

19 Şubat 2019 Salı

Nasıl Başladı? / Meydan Okuma #19

19. En merak edilenlerden, baştan itibaren blog maceranı dinlemek isterim.




 Küçükken annem bizim için çok güzel doğum günü organizasyonu düzenlerdi. O zamanın şartlarına bakarak çok çok güzeldi. Muzu içinde boylu boyunca uzanmış yatan, kreması çikolatalı ve muzlu olmak üzere iki rulo pasta yapardı annem. Bir de akşam babamla kutlamak için, akşama özel bir pasta yapardı. Üzerine de yazı yazmayı ihmal etmezdi.

 "İyi ki varsınız", "Nice güzel yaşlara, birlikte" 

 Annelik ne güzel şey, eksik olmasınlar hiç. İyi ki varlar.
Şimdilerde doğum günü kutlamayı olmazsa olmaz bir şey olarak görmüyorum ben mesela. Küçükken bu güzel duyguyu tattığımız ve doyduğumuz için olabilir belki. Bir güzel dua, mis bir öpücük yetiyor şimdilerde. Çok da iyi geliyor.

 Nereden nereye geldim. Esas mesele şuydu aslında;
Küçük bir kız çocuğu iken kutlanan doğum günümde gelen kıymetli bir hediye :) Günlük! Yazmak eylemine dair ilk gerçek macera. Çok güzeldi defterim. Kilitli, kapağı bahar çiçekleri ile dolu...  

                                         

 Sonraları o defteri kaybettim. Belki okulda, belki sokakta oyun oynarken yanımda taşıdığım bir gün. Bilmiyorum. Her ne kadar kilitli de olsa açılma ihtimali vardı, yanımda taşımazsam biri açıp okuyabilirdi :) Ahh, çocukluk. İlahi ben! 

 O defterden sonra uzunca bir vakit yazmadım. Hatırlıyorum. Çok uzun bir zaman. Liseye kadar uzanan bir dönem. Sonrasında ise blog mahallesine yolum düştü. Blog maceram başlarda sadece bir merakla başlamıştı. Çok merak ediyordum.

 5 yıl önce ilkbahar başlarında geldim buraya. Neyi nasıl yazacağını bilemeyen bir acemiydim. O sıralar buralarda değil instagramda daha aktiftim. O yüzden yazmanın tadına varamadığım bir başlangıç oldu benim için.  Ne zamanki ,liseye nazaran, daha çok okumaya başladım işte o vakit bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim. Yeniden bir günlük tutmaya başlamıştım hatta, her anı ve hatırayı not ettiğim. Sonraları devam ettiremedim, boynu bükük kaldı onun da. 

 Gel zaman git zaman, mahallenin sokaklarında gezinirken yolum Sevgi Ablacım ile kesiştirildi. Çok şükür. Bana her zaman destek veren, yazmam için sürekli teşvik eden bir mahalle sakininden çok, bir abla oldu. Gerçek bir abla. 
 Ona olan sevgimi ve saygımı anlatırken kelimelerin ifade edemeyeceği büyüklük ve gerçeklikte olduğunu hissediyorum her defasında. Bana bir paket göndermişti. Bir kart,  kartta bir yazı... Öyle bir anda çalmıştı ki kapımı, yazdıkları öyle bir kendime getirdi beni ki... O günden bu yana o günkü ben uğramadı bir daha yanıma, yamacıma. 

 Velhasıl,
 Blog maceramın başlangıcı öylesine iken, devam ediyor oluşum çok kıymetli bir anıya sahip :) Dilerim herkesin yolu böyle güzel insanlarla kesiştirilsin. Size iyi gelen insanlar olsun her daim, sol yanınızda. Çünkü maddi olarak yanınızda olanlardan çok daha etkili ve kıymetli oluyor sol yanınızda olanlar.
Sevgiler, Ayşenur.