15 Şubat 2019 Cuma

İslam Medeniyeti, Bilim Tarihi / Meydan Okuma #15

15. En çok merak ettiğin bir şeyi araştır, iyice öğren bize de anlat. Bilgileri paylaşalım belki başkasına farklı bir şekilde temas eder ne dersin ?

Sevgili Ezgi her soruyu öyle güzel ve özenle hazırlamış ki her biri ayrı zevkli. Bugün de birbirimize faydalı olabileceğimiz, güzel şeyler öğreneceğimiz harika bir gün :) Haydi başlayalım!

Üniversitede geçtiğimiz yıllarda benim ilgi ve alakamı çokça cezbeden bir ders görmüştük. İslam Medeniyeti.
Daha önce bu kavramı çok kez duymuştum lakin içi dolu bir kavram değildi benim için. Ta ki bu dersi görene kadar. En dolu iyikilerden biridir benim için. Çünkü İslam Medeniyetinin büyüklüğünü, evrenselliğini ve naifliğini bu ders vesilesi ile öğrendim. Ve canım hocam sayesinde de bu alandaki okumalarımı artırdım. 

"Medeniyet;ruhumuzla, aklımızla, kalbimizle ilgili bir evrensel gerçekleşiştir. Bir tarihi oluş ve değişimdir."
Özetle Medeniyet, insan hayatına ilişkin maddi ve manevi bütün temel unsurları kapsamaktadır.

İslam coğrafyası içinde, birçok Müslüman bilim insanı ve alim yetişmiş ve bu medeniyet kavramının içini hakkını vererek doldurmuşlardır. Bu çerçevede medeniyetimize katkısı bulunmuş o birçok isimden birini zikretmek istiyorum.

FUAT SEZGİN;

Fuat Sezgin Hoca'yı çok geç tanıdım. Bu beni biraz üzse de, er ya da geç tanımış olmak da benim için güzel bir başlangıç oldu. Medeniyet dersimiz dahilinde hocamız, Fuat Sezgin'in Bilim Tarihi Sohbetleri (Söyleşi) kitabını okumamızı istemişti. Sürükleyici bir kitap. Tam anlamıyla sohbet tadında. İşte tanışmamız bu kitap vesilesi ile oldu;




Fuat Sezgin Hoca kendini bilime ve ilime adamış biriydi. Geçtiğimiz yıl Haziran ayında vefat etti. Ve ben böyle zengin bir insana hakkıyla sahip çıkamayışımıza çok üzüldüm. 

Günde 17 saat bir çalışma düzeni varmış. Kitapta da bahsi geçiyor. Birçok dil öğrenmiş ve bu dillerden çokça kıymetli eserler tercüme ederek bizlere kazandırmıştır. Bunun yanı sıra kitabın da ana konusu olan bilim tarihi üzerine çalışmalar yapmıştır. İslam Bilim Tarihini detaylı bir şekilde araştırmış ve bize, yani bizim medeniyetimize ait bilimsel çalışmaları ortaya koymuştur.

Biruni, İbn Nedim, İbn Sina, Huneyn bin İshak, el-Kindi, İbn Heysem, Cezeri, Cabir b. Hayyan ve nicesi... Kitapta bahsi geçen önemli İslam bilim adamları ve alimlerdendir. Bu isimler ilkleri öne süren ve alanlarında çok iyi çalışmalar yapan isimlerdir. 

Şöyle ki ;

el-Kindi: İlk İslam filozofudur.

İbn Heysem: Gözle ilgili araştırmalar yapmıştır. Ve görmenin nasıl gerçekleştiğini doğru bir şekilde ortaya koyan kişidir. Bu bilgiyi Oklid'in ortaya attığı gibi yanlış bir bilgi mevcut.Maalesef.

Cezeri: Makine ve eşya alanında birçok icadı mevcuttur. Su pompaları, su kuyuları gibi

Cabir b. Hayyan: Kimya alanında kendisini gerçek manada ortaya koymuş ve bu sebeple Batılılar tarafından Modern Kimyanın kurucusu olarak anılmıştır.

Kendisinin tıp alanında da çalışmaları mevcuttur. Hatta tüp bebek tedavisi için ayrıntılı bilgi paylaşımları olmuştur.

İbn Nedim: Müslümanların ilk bilim tarihçisidir.

Biruni: 11.yy'da Amerika'nın mevcut (bir kıta) olduğunu söyleyen ilk kişidir.

Burada önemli bir husus da şudur bana göre;

Fuat Sezgin bu husustan kitapta şu şekilde bahsediyor: "Kaynak veren tek kültür dünyası İslam kültür dünyasıdır. Avrupalılarda kaynak verme mefhumu yoktur." Tercüme ettikleri kitapları ya kendilerine ya da Yunanlılara nispet ettiklerini ekliyor. İbn Sina'nın taşlara dair kitabını Aristo'ya mal etmeleri gibi. Ya da Huneyn bin İshak'ın kitabını Galen'e nispet etmeleri...

İşte benim merak ettiğim, ilgimi celbeden konu İslam Medeniyeti ve bu bağlamda bilim tarihimizdi. Umuyorum sizi sıkmayan bir konu seçmişimdir. Ve umarım sizde de merak uyandırabilmiş bir yazı olmuştur. Buraya kadar sabırla okuduğunuz için çok teşekkür ederim :) İyi ki varsınız.


14 Şubat 2019 Perşembe

Nasılsın, sevgili kendim? / Meydan Okuma #14

14. Sana soruyorum bugün gerçekten nasılsın ?

Bugünün konusunu pek sevdim. İnsanın ara sıra, hatta sıklıkla kendisine sorması gereken bir soru. Sevgili Ezgi, teşekkür ederiz naif sorun için :)





Bugün nasılım?

Elhamdulillah, her halimize. Sağlıklıyız, başımızı sokacak güzel bir yuvamız var. Daha ne olsun iyi olmak için :)

Bunun yanı sıra bu, gün sonu sorusu olursa şayet, gün içini düşünerek çok daha iyiyim.
Şükür. Okulda ya da dışarıda bazen yoğunluk ya da stres sebebiyle bazı anlar kendimi iyi hissetmiyorum. Ama gün sonu... Evim evim canım evimcilerdenim ben de. Gayet iyi oluveriyorum evimde. Dinlenince, örgümü elime alınca, birkaç satır da olsa kitap okuyunca...

Velhasıl, gün içi stres ve yorgunluğunu üzerimden attığım zaman değmeyin keyfime :) 

Görsel Şölen / Meydan Okuma #13

Selam canım okur, 
13. günün yazısını bazı sorunlar sebebiyle yayınlayamamıştım. Gecikmeli olarak bugün yayınlıyorum. 
Konumuz;

13. Bugün görsel zevk günü, bakmaya doyamadığın instagram hesapları ile tanıştır bizi.

İnstagramı eskisi kadar aktif bir şekilde kullanmıyorum ama muhakkak girip baktığım yazılarını severek ve ilgiyle okuduğum hesaplar da yok değil. İşte onlardan birkaçı;

@takaziskas





Otizmli bir oğlu var Özlem ablanın. Ve ona olan ilgisini ve sevgisini hayranlıkla seyrediyorum. Evlat bu, tabi ki ilgili ve sevgili olacak ama onunki bambaşka geliyor bana. Öyle hissediyorum, bilmiyorum. Ve bir de yazısını çok beğeniyorum Özlem ablanın, harika bir yazı stili var. Örgülerini de es geçemem :)



@smilenaworld



                                       

Semra ablacım bir tane :) Onun enerjisi beni kendime getiriyor resmen. Çok tatlı, güler yüzlü ve güzel kalpli bir insan. Örgü konusunda nambırvan :) Paylaşımlarından çoğu zaman ilham aldığım, çok severek takip ettiğim bir hesabı var.
Bir de blog hesabı var, yaptıklarını detaylıca hatta bazen tarif vererek paylaştığı. Buyrun;
Tık-tık




@aydanustkanat







Aydan Hanımın hesabı da beni mest eden bir hesaptır. Harika fotoğraflar çekiyor, ve en önemlisi çok güzel şeyler yapıyor. Özellikle ekşi mayalı doğal ekmek hususunda kardeşimle ilgimizi çeken bir hesabı var. Onun bir fotoğraf yarışmasına katılmıştım ve "Un" kitabını kazanmıştım. Havalara uçmuştum :) Çok güzel, faydalı bir kitap. 

Benim çok severek ilgiyle takip ettiğim ana hesaplar bunlar. Onun dışında tabi ki birçok güzel sayfayı da takip ediyorum ancak pasifliğin içerisinde sadece bu üçü özellikle ziyaret ettiğim hesaplardan.







12 Şubat 2019 Salı

MİM




- Negatif olayları pozitif açılımlarla yorumlayıp olumlama yapmayı sever misiniz ? Evetse neden, hayırsa neden ? 

Kesinlikle yaparım. Negatif olaylara pozitif açılım bende tevekkül kavramını uyandırıyor. 

bknz;Tevekkül: Allah'a ve O'nun planlarına güvenmeye dayalı teslimiyet.

Ne diyordu Allah Kur'an-ı Kerim'de ;
"De ki: "Allah'ın bizim için yazdığından başkası, bize asla isabet etmez. O, bizim Mevlâmızdır. Onun için mü'minler yalnız Allah'a güvenip dayansınlar." ( Tevbe suresi 9/51 )

İşte bu sebeple olaylara pozitif yaklaşmayı severim. Bilirim çünkü tevekkülün içimi ne denli yatıştırdığını. Yani neymiş, negatifi hayatımızdan çıkarıyoruz :)
-İnsanları sınıflandırma eğilimi hakkında neler düşünürsünüz ?

Düşünmek bile istemem böyle bir ayrım üzerine. Çok yanlış bir tutum. Manası çok derin, çok sevdiğim Hucurat Suresi 10 ve 13. ayetlerde Allah şöyle buyuruyor;


"Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız." (10.ayet)
" Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır." (13.ayet)

Tefsir dersimizde bu sureyi tefsir etmiştik. Ve bu sure beni çok etkilemişti. Sure, toplumumuzda hali hazırda mevcut olan bütün yanlış davranış ve tutumları yasaklayan ve hayra, güzelliğe davet eden bir sure.

13. ayet hakkında ise en can alıcı nokta;
"Tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık." kısmını toplumsal ayrımcılık ya da sınıflandırma olarak değil de tanışma ve belli bir kimlik edinme, edinilen kimliğe göre de tanınma amaçlı olduğunu anlamak gerekiyor.

Zira üstünlüğün takva da olduğu da ayetin devamında belirtilmekte. 
İşte bu yüzden insanları yaşayış tarzları, siyasi görüşleri, maddi durumları gibi saçma bir sınıflandırmaya tabi tutmaksızın sevmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Sınıflandırma eğilimi bir Müslümanda olmaması gereken davranıştır.
-Sizce herkes birbirine benzeseydi nasıl bir dünyada yaşardık ?

Bu şey değil mi ya, Çinlilerin de biz Türkleri birbirine benzetiyor olması. Nasıl yani demiştim ilk duyduğumda. Ama öyleymiş işte, onlar da tıpkı bizim onları birbirlerine benzettiğimiz gibi bizleri birbirimize benzetiyormuş. Bunun ne önemi var yahu, bence benzerliğin dış görünüşte değil de içsel duygularda olması sorun olurdu.  

-Doğum ve ölüm hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ? 

Doğum, harika bir şey. Mucize. 
Ölüm ise asıl hayat. Tarık Tufan'ın doğum sonrası hayat ve ölüm için söylediği şu söz çok etkilemişti beni; "İnsanı çürüten ölüm değil, hayattır." Kesinlikle öyle olduğunu düşünüyorum.

Karakterinizi bir hayvana benzetecek olsanız ne olurdunuz ? Neden ?

Kuş! Gökyüzüne aşık olmam hasebiyle.



Bir yazarla (Ölmüş ya da yaşayan olabilir) bir hafta sonu geçirme hakkınız olsa kiminle olmak isterdiniz ? 

Keşke mümkün olsa böyle bir şey. Serdar Tuncer derdim. Kendisi çokça faydalandığım bir yazar.  

-Yaşamınız bir sinema filmi haline gelse, ismi ne olurdu ? Neden ? 

Farsça bir kelime olan "Bülheves" olurdu. Çünkü gerçekten hayatımı bu şekilde yaşıyorum. Maymun iştahlı bizdeki deyimiyle. Lakin bu iştahlılık her konuda değil.

Örgü örüyorsam, her şeyden örmek istiyorum. Hepsini denemek istiyorum mesela. 
Kitap alıyorsam, beğendiğim tüm kitapları aynı anda alacağım. Okumasam bile kitaplığımda dursun, bir gün okurum nasipse kafası. 
Yemek yapıyorsam, ondan da yapayım bu da olsun, aa bunun yanına bu da olsun...
Gibi şeyler :) 
Hoş değil maalesef biliyorum. Törpülemek istediğim huylarımdandır kendileri :)


Su gibi geçti mim. Davet eden arkadaşımıza yeniden teşekkür ediyorum. Keyifle ve severek yanıtladığım bir mim oldu. Emeklerinize sağlık.

Vazgeçmem :) / Meydan Okuma #12

12. Yaşasın meşhur moda blogger'ı gibi hissedebilirsin bugün kendini. Kullanmaktan asla vazgeçmediğin, bittikçe yeniden aynısını aldığın şeylerini yaz da bilgilenelim..



Şu gördüğünüz güzellikten bahsedeceğim bugün size. Vazgeçemediklerimin en birincisi olur kendisi. Homemade Aroma Terapi tamamen doğal ürünleri kullanarak üretiyor ürünlerini. Ve bu ürünlere gerçekten yansıyor. Ben öyle hissettim desem daha yerinde olur ya da. Bu ürünle ablam sayesinde tanıştım. 

Açıkçası ben elime krem bile sürmeyi unutan bir insanım ki bu tarz ürünleri kullanmayı geçin aklıma bile gelmiyor :) Ama sağolsun ablam almış, bir deneyeyim merakı ile ben de kullanıverdim işte. Ve çok sevdim. Hele yaz aylarında dolaba koyup şöyle serin serin yüzüme sıktığım zaman, ohh miss :) 

Gülsuyunun faydalarını zaten biliyorsunuz. E doğal olunca da hayır denmiyor tabi. İncelemek isterseniz buyrun siteye Tık- Tık

11 Şubat 2019 Pazartesi

Uzun Ve Mutlu Yaşam / Meydan Okuma #11

11. Son zamanlarda okuyup bitirdiğin kitabın yorumunu yazabilir misin ?


Hep geç saatlere bıraktığım yazımı yazmadan evvel belirtmeliyim ki, kitap yorumlama hususunda biraz zayıfım. Dilimin döndüğü kadar bir iki bir şey yazacağım, beğenmenizi umut ediyorum :)






  Bu kitap uzun zamandır merak ettiğim ve okumak istediğim bir kitaptı. Çok sevdiğim bir arkadaşım ikimize de almış, o aldığı için daha bi kıymetli benim için :)

 Kitabı okuyanlarınız vardır, hiç değilse muhakkak duymuş ya da görmüşsünüzdür. Son zamanlarda sıkça müracaat edilen bir kitap kendisi. Aslında bakarsanız faydalı da bir kitap. Lakin okurken hep ilahiyat temelimi içine dahil ederek de okuduğumdan mıdır bilmiyorum, içindeki çoğu tavsiye ve öneriler İslam'ın bizlere öğütlediklerinin bire bir aynısı. Elbette kitabın tümünü bu pencereden okumuyorum ama okuduğum bir cümle bana bir hadis ya da ayeti hatırlatmadı da değil. Ufuk açıcı oldu benim için. 

 İçeriğine gelecek olursak, dünya standartlarının dışında uzun ve mutlu bir yaşam süren Japonların yaşam sırlarının ne olduğunu konu alıyor. Bununla ilgili araştırmalar, anketler, gözlemler ve başka birçok çalışma yapılarak kaleme alınmış.   

İkigai kitabın temelini oluşturuyor. Yani "hep meşgul kalarak mutlu olma"nın yollarını gösteriyor.

Bakınız mesela bu kelime ve manası bana şu hadis ve ayeti hatırlattı;
1)"Allah katında amellerin en makbulü az da olsa devam üzere yapılandır." (Hadis-i Şerif / Buhari )
2)"Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul." (İnşirah Suresi 7.ayet )

İslam da bizleri sürekli meşgul kalmaya ve faydalı işler yapmaya davet ediyor. Ve İslam'da emeklilik kavramı hiçbir zaman olmamıştır da. Özümüzde var olan şeyleri gerçekten anlamak ve yaşamak nasip olsun inşaAllah bizlere.
İşte kitap bu manada ufkumu genişletti ve farklı pencereler araladı. O yüzden çok sevdim, ve iyi ki okudum :)

10 Şubat 2019 Pazar

İyi Ki :) / Meydan Okuma #10


10. Şimdiki aklım olsa şu bölümde okurdum dediğin bir dal var mı ? Anlat bakalım neymiş ?








Lisedeyken sağlık alanında bir bölüm okumak istemiştim esasen. Hemşirelik, ebelik gibi. Ama üzerinde çok da durmadım. Bazen düşündüğüm oluyor, okusaydım nasıl olurdu acaba diye? Ama yok, şimdiki aklım olsaydı yine kendi bölümümü okurdum. 
Hatta şöyle ki şimdiki aklım olsaydı daha istekli ve öncekine nazaran daha bi heyecanla, canla başla sarılırdım bölümüme. 
Ne mi okuyorum?
İlahiyat. Son sınıfım. Mezun olmaya bir kulaç kaldı, nasipse. 
Hatta bu dönem yeni bir heyecana kapı aralıyorum :) Staj! Yuppii :) 


Uzun zamandır hayalini kurduğum en güzel şey olabilir öğretmen olacak olmak. Ay duygulandım. Bir miktar ağlasam, sevinçten ve çok sevmekten. 


                            



Çok istiyorum;
Bir çocuğun yüreğine dokunmayı,yüzünde tebessüm olabilmeyi,
Sistemin aksine, sınav odaklı değil; öğrenme ve tatbik etme üzerine bir eğitim-öğretim verebilmeyi,
Çocukluğunu yaşayamamış olanlarla çocuk olmayı,
Zorluklarla birlikte başa çıkabilmeyi,
Enerjilerini emmek değil aksine onlara enerji depolayabilmeyi,
Ne olursa olsun arkalarında olduğumu hissettirebilmeyi,
Kurdukları hayallerin ucundan tutabilmeyi istiyorum. 
İşini yüreğiyle yapan gerçek bir öğretmen olmak istiyorum.  

Çok mu şey istiyorum? Belki de evet, çok şey istiyorum. Ve biliyorum, tüm isteklerime aynı anda ulaşamayacağım da. Ama öğretmen olmak da bu değil midir, çoğu şeyi çocuklarınla birlikte öğrenmek...



9 Şubat 2019 Cumartesi

Garip Miyim Ne? / Meydan Okuma #9


Sevgili Ezgi'nin Meydan Okumasının 9. gününde istikrarla yazmaya devam ediyorum. Bu beni çokça mutlu ediyor ^^ O zaman gelelim bu günün konusuna;


9. Hakkında 5 garip şeyi söyle de bilelim ne kadar arızasın.





Bu yazıdan sonra arıza kelimesi üzerime cuk oturuverecekmiş gibi hissediyorum. Hadi görelim bakalım ne kadar arızaymışım :);



1)Sıvı sabun sevmem,maalesef. Elimde tutamam kayıp gider ve ben her defasında sinir olurum. Ne zaman sıvı sabunla yıkamaya mecbur kalsam birkaç defa muhakkak yıkarım. Tamamen köpürtünceye kadar :)



2)Okuma kitaplarımın kapaklarının yıpranması beni çıldırtır. Bir de cildinde sorun olan ve aralarından yapraklarının birer birer zamanla dökülmesi durumu. O yüzden kitapları tam anlamıyla açmadan okurum. Evet evet kendime eziyet ederim bir nevi :) Bu sinir bozucu huyumu aşmak için uğraşıyorum şu sıralar.



3) Şu yaşıma geldim hala süt ve bebe bisküvisi yemekten vazgeçemedim. 



4)Saatlerin tik tok tak tuk seslerinden nefret ederim. O kadar ki odamızdaki saatin pilini çıkardıktan sonra aksesuar olarak duvarda durmasındansa odadan şutlamanın en mantıklı çözüm olduğu kararına vardık :) Bence kardeşlerim de bir miktar arıza ;)



5)Cam kenarı severim. Her yerde. Ama en çok da otobüs ve arabalarda. Cam kenarı olmazsa şayet rahat edemem, gıcık olurum. İlla orası olacak. Nokta. 


8 Şubat 2019 Cuma

Alıntılı Gün / Meydan Okuma #8

8. Kolaya kaçıyorum, yazıyı sen yazmak zorunda değilsin. Bırak da bizim için seçtiğin 3 alıntıyı okuyalım bugün.



Bugünün alıntısını tek bir kişiden yapacağım. Çok sevdiğim bir şairden. Her okuduğumda daha çok sevdiğim şiirlerinden minik minik alıntıladım sizin için; 

1) "Ölüm her şeyi bitirir bir gün 
Biraz da sevgi biriktirin 
Ölüm her şeyi bitirir bir gün 
Kalbinizden katılığı silin." 


2) "Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı
görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek
kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan,
umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi gör-
meden maviyi anlamaya benzemez mi bu? "


3) "Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
Toprağı rüzgârı denizi göğü
O her zaman bir insanla anlamlı
Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
Ve ucuz korkuların kör kuyularına
Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz."

Şükrü ERBAŞ









7 Şubat 2019 Perşembe

Özlediğin, gidip göremediğindir. / Meydan Okuma #7

7. En çok neyi özlüyorsun bu hayatta hiç düşündün mü ?





"

Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen..."



Çocukluğum.
 Evet en çok çocukluğumu özlüyorum. Gidip görmek istediğim, gidip göremediğim...
Ama hissettiğim. Gidip göremesem de hep hatırlamak istediğim anları içimde canlı tuttuğum çocukluğumu :)
Çok sade ama çok mutlu bir çocukluk geçirdiğimi düşünüyorum.

Ve özlüyoum; 
Yaz geldi mi ağaç tepelerinden inmeyen çocukluğumu, 
Kış geldi mi ailecek dışarı çıktığımız ve saatlerce, ayaklarımız donacak dereceye gelene kadar, kartopu savaşı yaptığımız çocukluğumu,
Dedemden gizli bakkala kaçış maceraları yaşadığım çocukluğumu,
Futbol ve bilye oynarken kendimi kaptırdığım, galip gelince akşam gururla babama anlattığım çocukluğumu.
Kiremitle kaldırım, yol seçmeksizin seksek çizdiğimiz çocukluğumu,
Cedric gibi mesela, ya da atari oyunları, tom ve jerry, lunaparktaki atlıkarınca ve dönmedolap...
Ve nicesi...

Bilmiyorum belki de çocukluğuma dair her şeyi özlüyorumdur işte. 
Çünkü en masum zamanlarımızdı ve şimdiye nazaran çok daha güzel zamanlardı. Her şeyiyle. 
Sahi, geri dönebiliyor muyuz?

6 Şubat 2019 Çarşamba

Bu Yazıya Kulak Ver :) / Meydan Okuma #6

6. Bugün liste günü, şöyle bir düşün tekrar tekrar dinlemekten vazgeçmediğin 7 şarkılık bir liste hazırla...


İstikrarla devam ettiğim ve çok eğlendiğim meydan okumanın bugün 6. günündeyiz :) Zaman ne de çabuk geçiyor. Hemen 6 oluvermiş.

Bugünün konusu en bi sevdiğim dinlemek eylemi üzerine. İnsan hep dinlemeli bence. Doğadaki sesleri, gönlüne dokunan melodileri, çocuk seslerini, en çok da kendini...

Benim gönlüme dokunan şarkıların çoğu eskilerden, her yeri geldiğinde söylüyorum; ruhum eskileri seviyor. Yeniler pek bana hitap etmiyor sanırım.
Küçükken ablamın kaset çaları vardı, Sevgili Ezgi'nin yazısını okuyunca aklıma düşmüştü. Barış Manço kasetini severdim ben en çok :) Tozlu rafları aralayıp bulmak lazım kasetleri, özledim.
Neyse,
Benim dinlemekten vazgeçemediğim şarkılara gelince, şöyle ki;




Hüsnü ARKAN-Kırık Hava



İbrahim KALIN- Bir Mendil Aldım Dereden 




Ezginin Günlüğü- Yan Kalbim




Yeni Türkü-Başka Türlü Bir Şey Benim İstediğim ( Kesinlikle çok başka şeyler istiyorum, inşaAllah 

)



Yeni Türkü- Fırtına



Maher Zain-Number One For Me
(Her dinlediğimde yaptığım yaramazlıklar gözümde canlanıyor, çok tatlı bir şarkı)


Humood - Be Curious (Arapça bir şarkı, alt yazıyı aktif etmeyi unutmayın)


Keyifle ve severek dinlemenizi umut ediyorum :)
Sevgiler,Ayşenur.


5 Şubat 2019 Salı

Bir Miktar İlham Alabilir Miyim?, Meydan Okuma #5

5. Sana ilham veren şeylerden bahset belki başkasına da ilham kaynağı olur


Günün yazısı üretmeyi sevenler için harika bir konuya kapı aralıyor :)
İlham dediğimiz şeyin biraz geç geldiği zamanlar oluyor. Bazen de zamansız geldiği anlar. Her ikisi için çözüm önerim var. Gelmiyorsa şayet, küstünüz ise yani barışacak bir şeyler bulun. Onun sevdiği, ama en çok sizin sevdiğiniz şeyler... Bir müzik olabilir, bir ses, bir koku. Zamansız geldi mi de hemen bir kalem kağıda sarılmak :) 
.
.
.
Gibi bir liste hazırlanabilir. Uzuunca bir liste. Ama herkese göre farklılık gösteren bir durum olduğu için keşfetmek size düşüyor. 

Bana ilham veren şeylere gelince;



1)Babam
En naif ilham kaynağım olabilir kendisi. Tek mesleği yok babamın, her baba gibi. Elinden her iş gelir. O bir işe başladığında farkında olmadan bize de başka bir iş için ilham vermiştir muhakkak.
Bir işe başlamadan evvel sorarım ya da bitirdikten sonra. Nasıl olsun? ya da Nasıl olmuş? diye. Hatta geçenlerde kartondan bir dokuma tezgahı yapmıştım kendime, minik bir duvar süsü yapmak için. Kartonu görünce güldü, bunun ölçülerini çıkar ahşabını yapalım dedi. İyi ki var  ❤ 

Ve işte o dokuduğum ilk duvar süsü;



2)Kitap
Öyle sabit belli bir kitap yok ilham olan. Okuduğum herhangi bir kitabın konusu, bir cümlesi ilham olabiliyor. Ve bu, haya gücü ile birleşince harika şeyler ortaya çıkabiliyor. 

3)Müzik, Şiir
Onları dinlerken düşünmek ve üretmek keyifli oluyor.  

Bir Şarkı;
Tık tık

Bir Şiir;

Ömür Hanım ❤

4)Pinterest

Hiç şüphesiz sıklıkla uğradığım sitelerden biri, hatta en birincisi :) Harika şeyler var yahu. Kim yapıyor bunları?, Nasıl yapıyor? , Ben de yapmalıyım dedirtecek cinsten şeylerle dolu :) İlham denir mi bilemedim ama buradan görüp yaptığım çok şey oldu. Bir kaçını solda pinterestten esinlendiklerim sağda da benim yaptıklarım şeklinde bırakıyorum buraya da :)

















































































Güzel şeylerin ilham olması umuduyla, 
Sevgiler, Ayşenur.


4 Şubat 2019 Pazartesi

Okullar Mı Açılmış?, Meydan Okuma #4

4. Hava nasıl olursa olsun, yürüyüşe çık bugün, o gün gözüne ne güzel göründüyse bir kaç fotoğraf da çek, anlat bakalım neler oldu ?

Okullar mı açılmış ne?!
Açıldı lakin ilk haftadan asıldı da. Aman ha, aramızda kalsın :) Arada sırada her öğrencinin yaptığı gibi tatlı bir kaçamak benimki de. Ne var yani bu günü meydan okumaya ayırmışsam ^^
İyi ettim, boşversene :) Hatta tatilin rahatlığına kapılıp geç kalktığım günlerin aksine bugün erken uyandım. Hava mis gibiydi! Güneş ışığı direkt odadaydı. Böyle bir odamız olduğu için çok şanslıyız. Yalnızca bu yüzden seviyorum odamızı da. 



Annemin cam güzelleri 


Neyse, açtım camı mis gibi havayı önce odaya doldurdum. Güzel bir kahvaltı sonrası da attım kendimi dışarı. 

Doğa büsbütün tefekkür etmeye sevk eden şeylerle dolu. 

Bir kediyi kendini temizlerken seyretmek,
Bir ağacın ya da bir bitkinin çiçeğe durması,

Kuşlar mesela, nasıl da ahenkli uçuyorlar,

                           

                              

Güneş ya da, nasıl da yumuşatıveriyor soğuk şubat havasını.

                           


Gökyüzündeki bulutları hareket halinde iken seyretmek (Biz küçükken annem eski evimizin çatıdaki teras balkonuna kilim serer yanımızda ekmek yapar, halı yıkar yahut başka bir işini yapardı. Biz de kimi zaman oyuncaklarla oynar kimi zaman sırtüstü uzanır bulutları izlerdik. Aa bak bir penguen, ben de bir ayı gördüm diyerek bir şeylere benzetirdik onları. Aramızda kalsın ben bulutların nasıl hareket ettiğini idrak edemediğimden ayakları var sanırdım :) Ahh çocukluk, ne de hoş bir mazi. Özledim )

Velhasıl;
Doğa, özlemini çektiğimiz şeylerden biri bana göre. Şehir hayatının bizi içine çektiği ve bu güzellikleri görmemize engel olduğu da bir gerçek. Umuyorum taş duvarlardan, kaldırım ve asfalt dolu yollardan biraz olsun uzaklaşma imkanını kendimize sık sık tanır ve kendimizi çokça mutlu etmeyi başarabiliriz. 
Sevgiler, Ayşenur.